İngiltere’nin başkenti olan Londra her açıdan gezilip görülmesi gereken bir yer. Birçok turistik yeri, müzeleri, galerileri, sokak etkinlikleri ve parkları ile her zaman dinamik olan bu şehir pek çok kişinin uğrak yeri.  Gündüz aktiviteleri dışında pubları, gece kulüpleri vb. yerleriyle de gece hayatının dinamikliğini barındırmaktadır.

Bilinen turistik yerlerden başlamak gerekirse birbirine yakın olan London Eye ve Big Ben’den bahsedilebilir. Avrupa’da bilinen en yüksek dönme dolap olan London Eye’a pek çok turist akın etmektedir. Bütün Londra’yı yukarıdan kuşbakışı izleyebilmek ve harika fotoğraflar çekmek için mutlaka binmelisiniz. Big Ben ise dünyanın en büyük ikinci dört taraflı saatidir. Londra’da Westminster Sarayı’nın yanında yer alan bu saat kulesi aynı zamanda simgesel bir önem de taşımaktadır.

Londra’ya gelmişken Buckingham Sarayı’nı gezmemek olmaz. 1837 yılından beri İngiltere Kraliyet Ailesi’nin Londra’daki ikametgâhı olarak görev yapmaktadır idari merkezdir. Kraliçe tarafından düzenlenen birçok resmi etkinlikler ve resepsiyonlar için kullanılsa da Buckingham Sarayı belirli zamanlarda ziyaretçilere açılmaktadır. Kocaman bahçesi ve sembolik olan askerlerin de yer aldığı bu saray gerçekten görülmeye değer. Buckingham dışında Westminster ve Kensington Saray’ı da görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. İçeri girme imkânınız olmasa da en azından hepsini bir kez dışarıdan görmek lazım.

Köprüleri unutmak hiç olur mu? Sayısız köprüleri içinde en bilinenleri olan Tower Bridge, Westminster Bridge, Millennium Bridge ve London Bridge mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler. Peki bunların özellikleri neler? London Bridge Thames Nehri üzerinde bulunur ve köprünün kuzey bitiminde büyük Londra yangını anısına dikilmiş The Monument isimli anıt bulunmaktadır. Tower Bridge de Thames Nehri üzerinde yer alan bir köprüdür ve Londra kulesine yakın olduğu için “Kule Köprüsü” olarak adlandırılmıştır. Liman erişimini engellememesi adına köprü açılır kapanır bir şekilde tasarlanmıştır. Westminster Bridge ise hem Big Ben’i hem de London Eye’ı görebileceğiniz köprüdür. Genelde pek çok turist bu köprüde fotoğraf çekilerek anılarını ölümsüzleştirir. Son olarak Millennium Bridge de Thames Nehri üzerinde yer alan ve sadece yayalara açık olan çelik asma bir köprüdür. Köprünün güney tarafındaki girişinde Globe Theatre, Bankside Gallery ve Tate Modern yer alırken; kuzey tarafındaki girişte City of London School ve St Paul Katedrali yer almaktadır.

Bunlar harici gezip görülecek meydanlar ve caddeler nedir diye soracak olursanız bunun da yanıtı oldukça fazla. 500’ün üzerinde mağazasıyla Oxford Street, New York’taki Times Square’in İngiltere’deki karşılığı olan Piccadilly Circus, eğlenerek alışveriş yapacağınız Camden Town, alışveriş ve yeme içme bölgesi olan ama aynı zamanda sokak gösterilerine de ev sahipliği yapan Covent Garden, gece hayatının merkezi denilebilecek Leicester Square, Londra’da olduğunuzu unutacağınız Chinatown ve National Art Gallery’nin ana giriş kapısının baktığı önemli meydan Trafalgar Square mutlaka uğramanız gereken yerlerden.

Sanata, sinemaya ya da hangi alana merakınız olursa olsun onunla alakalı bir müzeye, galeriye ya da sergiye rastlamanız mümkün. National History Museum, British Museum, Film Museum, Madame Tussauds, National Gallery, Tate Modern, Science Museum, National Portrait Gallery, The Sherlock Holmes Museum ve daha pek çok yeri ziyaret edebilirsiniz. Bu yerlerin çoğuna giriş ücretsiz ve ücretli olan yerlerin fiyatı da oldukça makul.

Bütün bunların yanı sıra temiz hava ve yeşilliğe de doyuyorsunuz. Hyde Park, Kensington Gardens, Regent’s Park, Richmond Park ve Greenwich Park gibi pek çok yerde sabah koşunuzu yapabilir, doğal ortamında sincap gibi pek çok canlıyla karşılaşabilir ve şehir hayatından kısa bir süre için dahi olsa uzaklaşabilirsiniz.

Bu şehirde ulaşım da oldukça rahat. Büyük Londra yangınından sonra baştan kurulan ve kurulum aşamasında acil durum dahilinde ulaşımın zor olmaması adına önlemler alınan bir şehir olduğu için her yere erişim kolay durumda. Bir sürü metro istasyonu, iki katlı ve tek katlı otobüsleri, taksileri ve trenleriyle oldukça geniş ulaşım ağına sahip Londra’da her yere istediğiniz gibi gitmeniz mümkün. Ayrıca ok işaretleriyle her yer gösterildiği için kaybolmak imkânsız bir hal alıyor.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published. Required fields are marked *